ANASAYFA   HABER ARŞİVİ   ÖZEL HABER   GÜNCEL   YEREL YÖNETİMLER   POLİTİK PORTRELER   KÜLTÜR SANAT   EKONOMİ   VİDEO HABER
 
 
MERSİN BARO BŞK. YEŞİLBOĞAZ: “İDAMIN HUKUKİ BİR MESNEDİ YOKTUR” | AJANS POLİTİK
 
MERSİN BARO BŞK. YEŞİLBOĞAZ: “İDAMIN HUKUKİ BİR MESNEDİ YOKTUR”

Mersin Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz ve Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Ruşen Ayşen Ayılgan, ülkemizde artış gösteren çocuk istismarı ve çocuk cinayetleri hakkında basın açıklaması yaptı. Konuşmasında, son günlerde idam konusunun gündeme gelmesinden rahatsızlık duyduklarını vurgulayan Baro Bşk. Bilgin Yeşilboğaz, “İdam söylemi, toplumun gazını almaya yönelik, toplumu harekete geçirecek bir söylemdir. İktidar veya siyasi argümanlar hiçbir şekilde idamı getiremez, öyle bir yetkileri yoktur. Bunun hukuki bir mesnedi yoktur” dedi.

Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Ruşen Ayşen Ayılgan ise konuşmasında, çocuk tecavüzlerinin ve cinayetlerinin her geçen gün artmasını toplum olarak sindiremediklerini söyleyerek, çocuk istismarı ve ölümlerinin önüne tek başına cezaların arttırılması ile geçilemeyeceğini, çocuğun korunmasına yönelik önleyici tedbirlerin alınması ve acil eylem planlarının hazırlanıp uygulamaya geçmesi gerektiğini ifade etti.

“İDAM ÇIĞIRTKANLIĞI TOPLUMUN GAZINI ALMAYA YÖNELİK SÖYLEMDİR”

Mersin Baro Odası’nda avukatların katılımıyla gerçekleşen basın açıklamasında konuşan Mersin Baro Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, Mersin Barosu olarak, çocuk tacizlerine ve çocuk cinayetlerine duyarsız kalamayacaklarını ifade ederek, “Tüm barolar gibi bu sorunun çözümüne hazırız. Çocuk Hakları Merkezi, bizim çok önem verdiğimiz merkezlerimizden birisidir. Çocuk Hakları Merkezimiz, bu konularda sorunun çözümüne katkı sunacak her türlü girişimde öncü olmak için çalışmalar yapmaktadır. Çocuk hakları ve çocuk istismarı konularında farkındalık yaratmak adına daha önce çeşitli okullarda bilinçlendirme çalışmaları ve toplantılar yaptık. Mersin Barosu olarak, farkındalığı artırmak için elimizden gelen her türlü gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.

Son günlerde gündeme gelen idam konusuna da değinen Baro Bşk. Bilgin Yeşilboğaz, “Özgecan Aslan cinayeti başta olmak üzere, çocuk istismarı ve çocuk cinayetleri ne zaman gündeme gelse, idam çığırtkanlığı başlıyor. Bizim bu konudaki tavrımız daha önce de belliydi, netti. Bu konuda belli bir duruşumuz var. İdam söylemi,  toplumun gazını almaya yönelik, toplumu harekete geçirecek bir söylem olarak dilde kalmaktadır. Ama bu insanlardaki nefret duygularını artırmaktadır. Öncelikle bu dilden vazgeçilmesi gerekiyor. İktidar veya siyasi argümanlar hiçbir şekilde idamı getiremez, öyle bir yetkileri yoktur. Şu anda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dâhil olmak üzere, birçok sözleşmeye imza atılmıştır. Bu sözleşmeden vazgeçilmesi mümkün değildir. Vazgeçtiği anda Türkiye, tüm dünya tarafından dışlanabilir. İdamın hukuki bir mesnedi yoktur. Bu konunun gündemde olmasından rahatsızlık duyuyoruz” şeklinde konuştu.

“TOPLUM OLARAK SİNDİREMİYORUZ”

Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Ruşen Ayşen Ayılgan ise açıklamasında, çocuk tecavüzlerinin ve cinayetlerinin her geçen gün artmasını toplum olarak sindiremediklerini söyleyerek, “Bu suçlara ilişkin  cezai indirimler uygulanmamalı ve af kapsamından muaf tutulmalıdır. Çocuk istismarını ve cinayetlerini, önleyici ve koruyucu nitelikte politikaların acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir.  İstismara uğrayan veya katledilen çocuk vakaları, bu ülkenin mutlaka çözmesi gereken temel meselelerinden birisidir. Bu açıklamaları çok sık yapmaya başlamamız, çocuk istismarının ve ölümlerinin sık sık ülke gündeminin ilk sıralarında yer alması üzüntü ve kaygı verici olup, ülke olarak, acil eylem planlarını hazırlayıp uygulamaya geçmemiz gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır” dedi.

Ülkemiz Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair sözleşme de dâhil olmak üzere birçok milletlerarası sözleşmeye taraf olmasına rağmen, hala çocuklarımızı koruyamıyorsak bunun sebepleri üzerinde durmak ve aksayan yönlerini acilen tespit ederek gerekli önlemlerin almak zorunda olduğunu söyleyen Av. Ruşen Ayşen Ayılgan, Çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarına ilişkin yargılamalar, toplum nezdinde tartışma yaratan uygulamalar içermektedir. Bu tartışmalar bazen mevzuattan, bazen yargı makamlarının karar ve uygulamalarından, bazen de idari yapılanmanın yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Bu anlamda ilk önce üzerinde durulması gereken husus, çocukların istismar ve ölümlerden korunması olmalıdır” şeklinde konuştu.

“CEZALAR ARTMASINA RAĞMEN, SUÇ İŞLEME ORANI AZALMAMIŞTIR”

Av. Ruşen Ayşen Ayılgan  şöyle konuştu: “Anayasa’nın 41/2 maddesi uyarınca Devlet; çocukların korunması için gerekli tedbirleri almak, bunun için gerekli teşkilatı kurmakla yükümlüdür. Devletin çocukların korunması için alacağı önlemlerin (pozitif ayrımcılık), anayasada yer alan eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağına dair (anayasa m. 10/3) hükmü ile çocukların korunmasına ilişkin devletin yükümlülüğü pekiştirilmiştir.

TCK’da yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçları düzenleyen hükümler, TCK’nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden bu yana birçok kez değişikliğe uğramasına ve her seferinde cezaların arttırılmasına rağmen bu suçlarda azalma olmadığı, aksine her geçen gün bu suçların daha da arttığı istatistiksel olarak ortadadır. Bu veriler bize çocuk istismarı ve ölümlerinin önüne tek başına cezaların arttırılması ile geçilemeyeceğini, olaya sadece ceza boyutu ile bakmanın ve çocuğun korunmasına yönelik önleyici tedbirlerin ceza tartışmalarının gölgesinde kalmasının, çocuğa fayda sağlamaktan uzak olduğu ortadadır.

“ÇOCUK HAKLARI KAĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI”

Devletin ve toplumun önceliği, istismara uğramadan ve ölmeden önce çocuğu nasıl koruyacağı olmalıdır. Bunu yaparken konunun sosyolojik, psikolojik, ahlaki yönleri de dâhil olmak üzere bütün yönleri ile ele alınarak düzenlemelerin yapılması ve bu konunun söylemden çıkartılarak içselleştirilmesinin sağlanması gerekmektedir.  Çocuğun eğitim, sağlık, barınma haklarından yoksun bırakılmaması, azarlama, hakaret etme, küçümseme, tehdit etme gibi davranışların sonucu çocuğun duygusal olarak istismar edilmemesi cinsel istismar ve yaşam hakları gibi kavramlar yalnızca kağıt üzerinde kalmakta; pratikte kamuoyu, okullar ve hatta kanunu uygulayanlar tarafından dahi yeteri kadar benimsenmemektedir. Uygulayıcıların eğitilmesi ve tüm paydaşların birlikte koordineli olarak hareket edebilmesi, çocuğun gerek önleyici tedbirler aşamasında korunması ve gerekse yargılama sırasında ikincil mağduriyetlerin yaşanmaması için bu husus elzemdir. Bu sağlanamadığı takdirde, bu infiallerin sayısı artmaya devam edecektir. Bu vesileyle, yaşanan bu menfur olayı Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak nefretle kınıyor, katledilen çocuklarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.”

 






 
 
 

 

 
ANASAYFA    |    İLETİŞİM    |    KÜNYE   |    SIK KULLANILANLARA EKLE    |    GİZLİLİK İLKELERİ

Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
ajanspolitik.com © Copyright 2013-2017 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

URA MEDYA