ANASAYFA   HABER ARŞİVİ   ÖZEL HABER   GÜNCEL   YEREL YÖNETİMLER   POLİTİK PORTRELER   KÜLTÜR SANAT   EKONOMİ   VİDEO HABER
 
 

image Deniz Tuncay AKKAPILI

Türkiye’de İçsavaş Başladı…

Sokakta konuştuğumuz, tartıştığımız çok insan, gelinen noktadan dönüş olmadığını ve toplumdaki kutuplaşmanın ancak bir içsavaşla “ durulacağını “ söylüyor.

Dönüş derken, istense de gelinen, ulaşılan gerilimin, cehalet ve sivrilmenin  geri dönüşü olanaksız kıldığına dair bilimsel veriler var, deniliyor.

Din siyasete, toplumun her kesimine ve yaşam biçimine, içeriğine,  DİN TACİRLERİ “ eliyle bu kadar müdahale ederse, düğüm nasıl çözülecek.

4.5 yaşında kız çocuğu olan bir arkadaşım geçen gün konuşma arasında şöyle dertlendi; “ Kızım, anaokulunun bahçesinde arkadaşlarıyla oyun oynarken ezan okunuyor ve görevli çocuklara şöyle sesleniyor, oyunu kesin bakalım, duymuyor musunuz ezan okunuyor ..! “

… Arkadaş kaygılıyım, diyor.

Örnekler çok.  Bu ülkede yaşam biçimleri farklı farklı. Bugüne kadar Türkiye din, mezhep, meşrep, hayat biçimi konu ve sıkıntılarını çözmüş değildi. Eyvallah. Atatürk’e karşın çözülemedi. Atamızın erken ölümü ardından karşıdevrim, kazanımların da birçoğunu törpüledi. Ancak, düne kadar egemen inanç, mezhep, kültürlere özgürleştirici eylemler göremezsek de, bu denli baskı, yıldırma ve hatta sonu ölümle biten şiddet de görmemiştik … ( geçmişteki örnekleri rezervde tutmak koşuluyla ! )

Türkiye ve çevresinde ( Asya ve Afrika’da ) durmaksızın mezhep, farklı inanç kıyımları yaşanıyor. Batı  ( Emperyalistler ) anlaşılan en ucuz ve en etkili katliam, soykırım türü olan “böl ve katlettir “ yönteminden asla vazgeçmeyecek. Kitleler üzerlerindeki oyunu asla fark edemeyecek.

Laiklik, yalnızca bir sözcük, bir kavram değil.  Ayrıntıya dalmayalım ama bilelim; Devletin, milletin herhangi bir inanca ayrıcalık tanımaması, tüm inanç ve inançsızlıklara  eşit saygı ve mesafede olması …

Türkiye son yıllarda , milyonlarca insanın yaşam biçimine yapılan müdahale, baskı ve yıldırmayla içten içe çalkalanıyor. Kaynıyor. Sokak, mahalle, işyeri, okul, komşuluk “ BASKISI “ topyekün bir yöntemle uygulanıyor.

Görünür görünmez eller, farklılıkları, farklı  inanç ve kültürleri önce birer zenginlik diye tanımlayıp , sınıflandırdı, sonrasında da tek bir merkez/mezhep/meşrep/den yapılan toplu atışlarla HEDEFE oturttu.

Yaşam biçimlerine, inançlara, mezheplere, kendi halinde yaşayan insanlara son zamanlarda, “olgunlaşan “ iklimle birlikte tektipleştirilme dayatılmaya başlandı.  Aşağılama, baskılama, yalnızlaştırma, afişe etme, ötekileştirme,  yıldırma … Hiçbiri olmadı “ şiddet “

Yaşamları, yaşayış öz ve biçimleri tehdit altında olan kişi ve topluluklar savunmadalar. Kimi özvarlığını gizleyerek, kimi akılalmaz ödünler vererek, kimi dönerek, kimi daha da bilenerek  savunmasını yapmaya çabalıyor. Savunmada bulunanlara, türlü çeşitli saldırı yol ve yöntemleriyle, tüm kitle iletişim aygıtlarıyla  aralıksız yükleniliyor. Bu bir savaş. Uygarlık, barbarlık savaşı. İnsanlık, yobazlık savaşı. Artık ne derseniz. Ama tarihin bize ilettiği not ile; bir varoluş, yokoluş savaşı !..

Çünkü özgür insan olunmadan hiçbir şey ve hatta insan olunamıyor. Dindar, uygar, ussal ve duygusal da olunamıyor. Özgür insan, özgürleştiren insan!

Taraflar birbirlerine olabildiğince yaklaşıyor. Moda deyimle, mahalle baskısından, cephe savaşından, gögüs gögüse muharebeye geçilme aşamasına  hızla yol alınıyor. Siperlerde süngü takılıyor!

Hangi taraf durabilir, “silahlarını” gömebilir. İddialarından geçebilir.  Bir taraf saldırı düzeninde, bir taraf yitirmekte olduğu cephelerin, yaşam biçimlerinin, özdeğerlerin hem yasını hem de kalan yanlarını tutma derdinde. Şaşkın. Diğer taraf zafere yakın olduğunun, baskıyı artırdıkça karşı tarafı köşeye sıkıştırdığının ayrımında. Bırakası yok.

Türkiye’de dış ve iç destekli bir iç savaş bu eksende çoktan başlamış olmakla birlikte ilk kez bu denli hararet ve hareketlendi.  Taraflar ilk kez bu kadar ayrıştırıldı,  çembere alındı ve militanlaştırıldı.

Bir oyunla karşı karşıya olduğumuzun kaç kişi ayırdındadır. Kitleler  cahilleştirilerek, okulun, öğretmenin, dinin, tarihin, kültürün, coğrafyanın değerleri değersizleştirilerek,  bir İMPARATORLUK düşü yaşama geçirilmek isteniyor.

Savunmada kalanla saldırıda olanlar genel olarak aslında aynı kökün damarı, aynı toprağın insanı. Aynı yazgının, aynı Tanrı’nın çocukları.

Tarih yineleniyor. Gözünü kan, güç, petrol, yol ve yolsuzluk  bürümüş sömürgeciler kardeşi kardeşe,  halkları halklara kırdırıyor. Bu, bir soykırım.  İnsankırım.

Her savaş ille de KAN alarak CAN alarak olmuyor. Olmasın.  Kardeş kardeşi kırmasın.  Kimse kimseye din, iman, mezhep, meşrep dayatmasın !..

Nazım Hikmet’in dediği gibi; Henüz vakit varken gülüm !.. 





 
Yazı Tarihi : 05.04.2015 12:59:43 | E-Mail : deniztuncay@ajanspolitik.com
 


         Yazarın Arşivi
  • Asacaksanız Dilimden Asın Beni

  • Tıpış Tıpış mı Şıngır Mıngır mı ?

  • “BEN HAVADAN DEĞİL HAYATTAN SOĞUDUM !..”

  • BAŞKAN KOCAMAZ’A AÇIK MEKTUP

  • BİRGÜN ÇOK GEÇ OLABİLİR ...

  • KENDİNE İNANAN ADAM HACI ÖZKAN

  • KENDİNE İNANAN ADAM

  • Kocamaz mı Elvan mı

  • PKK TERÖRÜNÜ AZDIRANLAR

  • MHP’DE/ MHP’YE OPERASYONUN KODLARI

  • KAHROLSUN PKK DERKEN BİRLİKTE

  • KOCAMAZ VAKUR TUNA GURUR

  • Harun ARSLAN’A

  • Harun ARSLAN’A

  • Hacı ÖZKAN Kod ADI : DAYI !..

  • BE/LEŞ KARGA ( OLAMAYAN) LARI …

  • Türkiye’de İçsavaş Başladı…

  • “ DOĞULU BİR MERSİN DÜELLOSU “

  • Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Kocamaz "Kanunları"

  • Yakında...

  • Aday mı Adak mı ...

  • Bir garip yolcuyum

  • Yenile Yenile Yenmek ...

  • Sevmek Özürlü

  • Köşe Yazısı

  •   Yorumlar

     
    Adınız Soyadınız :

    Yorumunuz          :

     


     

     
     
     

     

     
    ANASAYFA    |    İLETİŞİM    |    KÜNYE   |    SIK KULLANILANLARA EKLE    |    GİZLİLİK İLKELERİ

    Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz..!
    ajanspolitik.com © Copyright 2013-2019 Tüm hakları saklıdır..! İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kullanılamaz..!

    URA MEDYA